Explore 1.5M+ audiobooks & ebooks free for days

From $11.99/month after trial. Cancel anytime.

Sel-ma
Sel-ma
Sel-ma
Ebook266 pages2 hours

Sel-ma

Rating: 0 out of 5 stars

()

Read preview

About this ebook

Oda içinde tur atmaya başladı asabi hareketlerle. Nefes alıp vererek sakinleşmeye çalıştı. Sonra bir noktada durdu ve “çık burdan” dedi kıza ondan tarafa bakmaksızın, yerle konuşur gibi. Ona aldırmadan bir şeyler demek için öne çıktı Selma, ama Raci’nin “çabuk çık burdan” diyen ikinci ve hiddetli çıkışıyla vaz geçip sessiz kaldı. Üzerini düzeltip kapıya yöneldi, açtığı kapıyı ardından yavaşça kapatarak karanlığa karıştı.

LanguageTürkçe
PublisherBetül Gökçe
Release dateDec 29, 2021
Sel-ma
Author

Betül Gökçe

gokcebetul@hotmail.com

Read more from Betül Gökçe

Related to Sel-ma

Related ebooks

Related categories

Rating: 0 out of 5 stars
0 ratings

0 ratings0 reviews

What did you think?

Tap to rate

Review must be at least 10 words

    Book preview

    Sel-ma - Betül Gökçe

    SEL-MA

    By Betül Gökçe

    Copyright 2021 Betül Gökçe

    Smashwords Edition

    Smashwords Edition, License Notes

    Thank you for downloading this ebook. This book remains the copyrighted property of the author, and may not be redistributed to others for commercial or non-commercial purposes. If you enjoyed this book, please encourage your friends to download their own copy from their favorite authorized retailer. Thank you for your support.

    ***

    …Şunu da unutmamak gerekir. FED iletişimi bir politika aracı olarak kullanıyor. Dolayısıyla piyasayı hazırlamak için çeşitli iletişim stratejileri güdüyor. Tarım dışı istihdamda şu kadar puan görülürse varlık alımları başlamalı gibi…

    Vaktimiz doldu, çok teşekkür ederim Selma, Gümrükçü Yatırımdan ekonomi uzmanı Selma Gümrükçü bizimleydi….

    Telefonundaki video uygulamasının pause tuşuna bastı ve daha işe başlayalı dün bir, bugün iki, televizyonda ekonomi programına çıkıp görüş bildiriyor dedi sahte sarışın.

    Aynı anda arkadaşı da telefonu izlemeyi bıraktı ve Ee şekerim dedi ne bekliyordun ki, kız firma sahibinin kızı.

    Şunun giydiğine bak, her tarafı ortada, insan ciddi bir şeyler giyer, orada firmayı temsil ediyorsun, gören de hepimiz öyle geziyoruz sanacak dedi sahte sarışın mini eteğini çekiştirirken. Küçümseyen bir surat ifadesiyle telefonunun ekranına bakmaya devam ediyordu.

    Plazanın onbeşinci katındaki terasta pahalı kahvesinden bir yudum aldı arkadaşı ve sorma ya dedi geldiğinden beri bala üşüşen sinekler gibi etrafına üşüşüyor firmadaki bütün erkekler, o nasıl bir giyim tarzı, omuzlar açık daracık kıyafet, hadi yine ince bir vücuda sahip olsa neyse, kocaman göğüsler dolgun kalçalar, o kadar Avrupa görmüş, karbonhidratın dost olmadığını öğrenememiş mi, fitness denen bir şey duymamış mı bu kadın.

    fitness yetmez buna, liposuction’a sokup elektrik süpürgesiyle çeker gibi çekmeleri lazım bütün o yağları, en az on kilo çıkar.

    Karşılıklı kıkırdayıp kahvelerinden bir yudum daha aldılar.

    O sırada yanlarına otuzuna yeni basmış Atakan’la arkadaşı Erkan gelince telefonu hemen kapatıp masanın kenarına kaydırdı Sarışın. Ama onun bu hareketi erkeklerin gözünden kaçmadı.

    Hanımlar dedi Atakan Siz de Selma’yı mı seyrediyordunuz, yoksa beğenmediniz mi, bence çok güzel konuştu.

    Bence de dedi Erkan.

    İşe dönmeden bir kahve keyfi yapacağız, rahatımızı bozmayın dedi sarışın.

    Kızın hakkını yiyorsunuz ama dedi Atakan London School’u (of Economics) dereceyle bitirmek, sonrasında Harvard’da MBA yapmak her kişinin harcı değildir. Amerikan merkez bankasına girmişliği var kızın.

    Duymak istemiyorsan gidersin dedi sarışın benim babam da o kadar zengin olsaydı ve ben de onun tek çocuğu olsaydım, ben de yapardım o dediklerini.

    Kız dediğin senden büyük, abla demen gerek dedi arkadaşı.

    Sadece birkaç yaş dedi Atakan ondan bir şey olmaz.

    O yüzden mi hep onun odasının etrafında dolanıyorsunuz dedi sarışın.

    Herkes dolanıyor diye itiraf etti Atakan sadece biz değil, bir içim su kız, Rita Hayworth dalgalı saç, beyaz ten, küçük bir surat, nefis omuzlar, geniş….

    Akdeniz çingenesi gibi kıyafetler diye onun sözünü kesti kumral.

    Ona aldırmayıp sözü devraldı Erkan hele o yüzüne düşen saçını sürekli eliyle arkaya atması yok mu, insanın içi gidiyor, uzanıp o saçı ben tutmayayım diye kendimi zor tutuyorum ne yalan söyleyeyim dedi eliyle de göstererek.

    Ben de diye atıldı Atakan da.

    Gidin şurdan diyerek Atakan’ın koluna vurdu sarışın, Erkan’ınkine de kumral.

    Düşermiş gibi yaptı Atakan, sonra gülerek toparlandı ve ben senin neye kızdığını biliyorum Özlem dedi.

    Neymiş dedi Özlem, sahte sarışın.

    İlk işe başladığında firma sahibinin kızı olduğunu söylemediği için kızgınsın

    Yalan değil diye itiraf etti Özlem yeni işe başladı diye yakın davrandım, zaten bizim sektörde kadın az, arkadaş olalım, birbirimize destek olalım diye düşündüm, ne bileyim patronun kızı olduğunu, o da bir şey söylemedi, öğrendiğim günden beri ne konuştuğumuzu hatırlamaya çalışıyorum, yanlış bir şey söyledim mi diye.

    Kimse kovuldun demediğine göre yanlış bir şey söylememişsin dedi Erkan.

    Yine de yaptığı doğru değildi diye lafa katıldı Gizem, kumral olan, Allahtan ben Özlem kadar sıcakkanlı değilim, birkaç defa öğle yemeği yedik sadece, onda da pek konuşmadık, çok ketum biri.

    Ben de fark ettim dedi Atakan çok gerekmedikçe konuşmuyor, sessiz biri. Sonra da ve bu onun cazibesini artırıyor, hem de çok diye ilave etti ve Erkan’la çak yapıp gülmeye başladılar.

    instagram hesabını görmüyor musunuz, yok bilmem dünyanın en büyük gece kulübü, su altı restoranı, en pahalı yerlerde zengin arkadaşlarıyla gezip eğleniyor, o kız hiç size bakar mı dedi Gizem.

    Evet ama dedi hemen Atakan dikkat edersen yanak yanağa selfie çekindiği kimse yok, bu da bir şansımız var demektir.

    Üff, gitsenize dedi Özlem tekrar.

    O sırada yanlarına kısımlarının en kıdemlisi Birol yaklaştı ve Afiyet olsun gençler, nasılsınız dedi, Sonra da hallerine bakarak anladım konu yine Selma dedi gülerek.

    Selma Hanım, Birol abi diyerek onu düzeltti Özlem. İlk başlarda yeni arkadaş bulmuş kreş çocuğu gibi tuvalete dahi beraber gidip vara yoğa konuşurken ona Selma diyordu, patronun kızı olduğunu öğrendikten sonra ise kızın bana Selma de uyarılarına rağmen mesafe koyup Selma Hanım demeye başlamıştı. İhanete uğradığını düşündüğünden, her hitabında bunu ona hissettirmek istiyordu.

    Benim için hep Selma dedi Birol gülerek. Sonra da Neyse, ben sizi yalnız bırakayım, Özlem şey demek için uğramıştım, öğleden sonra benim Raci ile video konferansım var, bir-iki saatliğine benim müşterileri idare edebilir misin.

    Olur Birol abi, sorun yok dedi Özlem.

    Tamam dedikten sonra görüşürüz deyip yanlarından ayrıldı Birol ve birkaç masa ötedeki grup halinde oturdukları masaya döndü. O masaya bir göz atan Atakan,

    Birol abinin karşısındaki Raci bey, Raci beyin yanındaki kim diye sordu. Kızlar bilmiyoruz manasında dudak bükünce Erkan sözü devraldı ve ünlü avukat Hikmet bey, Hikmet bişey bişey, tam hatırlayamadım dedi Raci beyin okuldan arkadaşı, hukuk’ta beraberlermiş, arada uğrar bir kahvesini içmeye.

    Raci bey’e bayılıyorum dedi Özlem harika biri, işinde uzman, sakin, olgun, muhafazakâr ama modern, ailesine bağlı, karısından başkasına dönüp baktığını görmedim.

    İdeal damat adayı diyorsun yani, bekar olsa talip olacakmışsın gibi söyledin diye atıldı Atakan.

    Valla öyle diye cevap verdi Özlem dürüstçe.

    O sana göre değil dedi Erkan çok işkoliktir Raci bey, bizim katta geç saatlere kadar ışığı yanan birkaç odadan biridir Raci beyin odası

    Karısı şikayet etmiyor mu diye lafa girdi Gizem Karısı kim tanıyor musunuz

    Nazan hanım dedi Özlem hemen çok tatlı bir kadın, bazen gelir buraya kocasının yanına, birlikte bir şeyler içerler, benim de konuşmuşluğum var, o da benim gibi sonradan sarışın, varlıklı bir ailenin kızı, Raci Beyle üniversitede tanışıp evlenmek isteyince babası karşı çıkmış, uzun zaman izin vermemiş ama o ısrar etmiş, beklemiş, evlenmişler, çocukları olunca çalışmayı bırakmış, gerek de yok zaten.

    Babası neden karşı çıkmış diye sordu Atakan. Aynı anda söze girip Raci çok tuhaf-çok alışılmadık bir isim, öyle değil mi diye sordu Gizem.

    Arkasından konuşmuş gibi olmasın ama, Raci bey göçmen çocuğu dedi Özlem babası bir yerden göç etmiş, güneyde bir ülkeden mi ya da doğuda bir yerden mi, emin değilim, zaten tipinden de belli, koyu tenli, hiç şişman görmedim onu, her zaman ince uzundur. Sonra da devam etti nere doğumlu bilmiyorum ama burada büyümüş, iyi bir aileden geliyor olmalı, çünkü çok zariftir, ama bazen sözleriyle ezer insanı, bir şeylerin acısını çıkartır gibi.

    Odasının önünden geçerken kapısı açık olduğunda, birileriyle anlamadığım dillerde konuştuğunu duyuyorum bazen dedi Erkan.

    Batı dillerini biliyor mu bilmiyorum dedi Özlem Ama Arapça ve Farsçayı iyi konuşur. Zaten firmanın hukuki işleri kadar doğu ülkeleriyle irtibat için de faydalanırlar ondan. Mesela Birol abinin katılacağı video konferans muhtemelen bir arap ülkesiyle olacak, Raci bey çevirecek konuşmayı.

    Konu Raci beye nerden geldi, Selma’dan konuşuyorduk, adının söylenişi bile güzel, Selma, Selma dedi Atakan, ve Özlem’in dürtmelerine aldırmadan sürekli bir yerlerde karşılaşmanın hayallerini kuruyorum, yağmur altında aynı dükkan kepengine sığınmışız, düşünsenize, ne romantik.

    Ya da aynı asansörde kalmışsınız diye Atakan’ı tamamladı Gizem.

    Evet, işte bu diye gürledi Atakan, Ucuz aşk romanlardaki gibi diye mırıldandı Özlem.

    Ona aldırmadan devam etti Gizem ve Atakan’a bakarak sen kalmadın ama kalan birileri olmuş dedi. Bunun üzerine kim dedi üçü de meraklı gözlerle.

    Sizin haberiniz yok mu diye iyice gizem kattı hadiseye Gizem, adının hakkını vererek. Sonra da ben görmedim, sadece görenlerin yalancısıyım diyerek anlatmaya başladı Ebru var ya hani, insan kaynaklarından, hafta sonu iş yerine uğramış, koca binada onun gibi işi olan birkaç kişi, bir de temizlikçiler, asansörlerden biri arızalanmış ama kimse önemsememiş, sonuçta iki tane var, ama sonra güvenlikçiler koşa koşa gelip arızayla ilgilenince ortaya çıkan gürültü herkesi meraklandırmış, çünkü patronumuz sayın Gümrükçü güvenliği arayıp kızının içerde kaldığını hemen müdahale etmelerini söyleyince tutuşmuşlar, neyse yarım saat, bir saat sonra birilerini bulup asansörü çalıştırmışlar, kapılar açıldığında bir de ne görsünler.

    Sonra da kendisine merakla bakan üç çift gözü bekletmeden Selma bir köşede oturmuş telefonuyla oynuyor, diğer köşede Raci Bey çantasından çıkardığı kağıtları çalışıyor.

    Deme ya diye atıldı Atakan şansa bak.

    Neyse ki asansörlerde telefon çekiyor, yoksa pazartesiye kadar oradaydılar diye olayı abarttı Erkan.

    Doğrudan güvenliği arayacağına babasını arıyor, işte dedi Özlem hasetle. Sonra beni de arayabilirdi diye mırıldandı.

    Onların bu tutumları karşısında Arkadaşlar Raci bey diyorum, Selma diyorum, asansörde kalmışlar diyorum diye gürledi Gizem ama kimse onun demek istediğiyle ilgilenmedi, Selma’nınkinin yanına koymayı imkansız gördükleri birkaç resimden biriydi Raci. Firmadaki diğer çalışanlar da aynı fikirde olsa gerek ki, tutmadı, konuşulmasının akabinde hemen unutuldu mevzu.

    Herkesin hayali, bula bula kimi bulmuş diyerek pufladı Atakan.

    RACİ

    Bu akşam biraz işim var, geç geleceğim diyeli çok olmamıştı telefonda karısına. O yüzden elektrik sarfiyatı az olsun diye yaktığı tek lambanın loşluğunda ceketini çıkarmış, kollarını sıvamış, açık bilgisayarı, saçılmış kağıtları, iPhone’nun ilk serisine ait telefonu ve not defteri arasında kaybolup gitmişti Raci. Kapı vurulduğunda şaşırdı, mesai sonrasıydı, gir dedi çok da ilgilenmeksizin ve ancak gelen kapanma sesinin ardından başını kaldırıp baktı. Çünkü merhaba demişti yabancı bir ses.

    Merhaba dedi Raci de zoraki bir sesle, gözlüğünün üstünden bakarak.

    Karşısındaki kız birbirine geçirdiği parmaklarıyla öylece bekleşiyordu kapının önünde. Bir yandan da odanın cam duvarlarına bakıyordu arada. Belli ki dışarısını kolluyordu, belli ki bir derdi vardı. Hukukçu olduğu için alışkındı böyle girişlere Raci, binada derdi olan onun uzmanlık alanı olup olmadığına bakmadan onu bulurdu. O da mümkün olduğunca yardım etmeye çalışır, edemezse edebilecek bir isme yönlendirirdi.

    Rahat görünmüyordu kız. Hadi ama, bir sürü işim var, biraz çabuk diye geçirdi aklından, akabinde de buyurun Selma Hanım, yardım edeyim dedi Raci, teşvik etmek için. Bir yandan da firma sahibinin kızının çözemediği ne tür bir probleminin olabileceğini tahmin etmeye çalışıyordu. Para sorunu olamazdı kız uzman ekonomistti, ayrıca babadan zengindi. Muhtemelen şahsi bir meseleydi, biriyle başı sıkıntıdaydı kızın, bu güzellikle muhtemelen bir erkekle, ki güzel olduğunu görmemek için kör olmak gerekirdi, bu yüzden babasının avukatlarına gidememiş kendisine gelmişti ve burada-kapısında kıvranıyordu.

    Ben, şey diyerek biraz daha bekleştikten sonra birden harekete geçti kız ve gidip cam duvarların jaluzilerini çekmeye başladı tek tek. O zaman şaşırdı Raci, içini bir huzursuzluk kapladı, neler oluyordu… Gözlüğünü indirip elindeki işi bıraktı ve bütün dikkatini kıza verdi.

    Perdeleri indirmeyi bitirdikten sonra hiç beklemedi Selma. Eşyaların arasından geçip en kısa yoldan Raci’nin masasına ulaştı ve koltuğunun arkasından tutup onu kendisine çevirdi. Sonra da çabucak kucağına oturup şaşkın şaşkın kendisine bakmakta olan Raci’yi öpmeye başladı.

    Dur, dur deyip başını çevirerek kızdan kurtulmaya çalıştı Raci. Ama kız masayla arasına girdiği ve bacaklarının üzerindeki bedeniyle onu sıkıştırıp koltuğa hapsettiğinden kalkmak istese de yerinden kıpırdayamadı. Boynuna dolanan kolları açmaya çalıştı açamadı, yüzünü çevirip kızın sarmalından kurtulmaya çalıştı başaramadı. Soluk aldığında, vermiş olduğu nefesin kıza çarpıp kızın harikulade kokusuyla dönmüş halini alıyordu artık. Kulağına fısıldanan ismi de cabasıydı. Oysa Raci ağzını açabildiğinde dur ya da bırak lafları çıkıyordu ağzından. Ama aldırmıyordu kız. İtmek için hamle yaptı Raci, kızın varla yok arası giysisinden etini hissedince ateşe değmiş gibi çekti elini. Ve bu daha da kışkırttı kızı. Kızı itmek için bir hamle daha yaptı ama dolgun ete dokunan elleri bu sefer ihanet etti ona, sonra da dudakları. Kızla senkrondu artık ve damarlarından ateş akıyordu.

    Çalışırken odaklanması gereken noktalara yoğunlaşmak için gerekmeyen bölgelerini pasife çeken beyni görev değişikliğiyle bir anda seferberlik ilan etmiş, peşine düştüğü zevki maksimum algılamak için cepheye sürdüğü duyu organlarındaki hassasiyeti yüzde yüze çıkarmıştı. Aklı devreden çıkmış, dümeni boşalmıştı, kaza yapması an meselesiydi.

    Birden kızı hızla itip yerinden kalktı Raci. Oturduğu koltuk, hareketleri esnasında biraz dönüp masadan uzaklaşınca buna imkân bulabilmişti. Yere düşen kıza aldırmadan gömleğini düzeltti ve gidip penceredeki jaluzileri açtı çabuk hareketlerle, teker teker. Sonra dikkatle dışarıyı yokladı, odaları, koridoru, çalışan kimse var mı, onları gören. Kimseler yoktu, sırf karanlık. İyi… Kameralar da sadece koridorları gözetliyordu. Ya öyle değilse, ya görmüşlerse?

    Oda içinde tur atmaya başladı asabi hareketlerle. Nefes alıp vererek sakinleşmeye çalıştı. Sonra bir noktada durdu ve çık burdan dedi kıza ondan tarafa bakmaksızın, yerle konuşur gibi. Ona aldırmadan bir şeyler demek için öne çıktı Selma, ama Raci’nin çabuk çık burdan diyen ikinci ve hiddetli çıkışıyla vaz geçip sessiz kaldı. Üzerini düzeltip kapıya yöneldi, açtığı kapıyı ardından yavaşça kapatarak karanlığa karıştı.

    Sonrasında Raci için işkence dolu saatler başladı. O akşam işten nasıl çıktığını hatırlamıyordu Raci, arabasını nasıl kullanabildiğini, evi nasıl bulabildiğini, içeri nasıl girdiğini. Beyni o kadar donmuştu ki, rol yapamıyordu, ölü gibi sessizdi, ama halini fark eden karısını bir şey yok ve sadece işlerle geçiştirebildi. Ama onun her dediğini duyduğu da söylenemezdi. Neyse ki çocukları yatmıştı. Biraz oturduktan sonra yorgunum diyerek yatmaya gitti. Odasına girince ilk yaptığı banyoya girmek oldu. Kirden batıyormuş gibi en küçük noktasına kadar ovalanarak yıkandı, nihayet temiz olduğuna kanaat getirince abdest aldı ve çıktı. Kurulanıp pijamalarını giydi, yattı. Ama düşünmekten uyuyamadı, dört döndü yatakta. Sonunda, yanına yatan karısını da uyandırmamak, işkillendirip tekrar sorulara boğulmamak için yavaşça yataktan kalktı ve odadan çıktı. Ses çıkarmamaya dikkat ederek yürüyüp balkona geçti, kendini sandalyeye bırakıp gece esintisiyle ürperirken düşünmeye devam etti.

    Bir sürü sordu vardı aklında ama öne çıkanı bunun olmasına nasıl izin verdim, nasıl karşılık verebildimdi. Kızın kokusu geldi burnuna, fısıltısı kulağına. Elleriyle yüzünü kapadı, utanıyordu, Allahından utanıyordu, kendinden, karısından, çocuklarından herkesten. Yusuf peygamber çıkmıyordu aklından, ona benzemesi imkansızdı elbet ama bu kadar zayıf da olmamalıydı, daha mukavemetli olduğunu düşünürdü hep. Koltuğun uzaklaştığını hissedip harekete geçmesi lütuf gibi bir şeydi.

    Birkaç saatini suçluluk duygusuyla kendini zımparalayarak geçirdikten sonra ayakları yere bastı ve başına gelen için en başta sorması gereken bu neydi şimdi, ne yaşadım ben sorusunu sordu. Her şey o kadar absürttü ki… Departmanları ayrı olan, rastlaştıklarında nezaketen selamlaşan, tamamen farklı hayatlara mensup iki yabancı insanın başından geçecek şey değildi olan… Bilmeden yanlış bir şey mi yapmış, davetkar mı davranmıştı? Geçmişi tarayıp suçluluğuna dair ipuçları aradı, bulamadı. Geçen gün asansörde kaldıklarında bile ikisi de kendi bölgelerine çekilmiş, sessizce bekleşmişlerdi. Hayır, kıza davet niteliğine gelebilecek en ufak tavrının olduğuna inanmıyordu.

    O zaman kız neden gelmişti ona? O evli-barklı sıradan biriydi, onun gibi güzel, zeki ve zengin birine fazladan vereceği bir şeyi yoktu. Mantıksız davranacak birine de benzemiyordu Selma. Asansördeki anları geldi aklına, son derece soğukkanlı, kendinden emindi. Asansör sallantıyla durduğunda korkmaksızın telefonunu eline alıp babasını aramış ve düzgün cümlelerle durumu bildirerek yardım istemişti. Ayrıca katlarda ya da terasta konuşulanlar onun kulağına da gelmişti, geçmişinden haberdardı kızın, babasının ardına sığınarak iş yapacak biri değildi Selma, son derece zeki ve başarılıydı.

    Belki de fazla zekiydi. Belki başkasına kuracağı komplo için onu alet etmek

    Enjoying the preview?
    Page 1 of 1